Bir Araya Gelerek Beyazı Oluşturan Renkler Önemlidir

  • 03 Ekim 2013 / 19.00
  • 12 Ekim 2013 / 18.00

Yönetmen: Barry Doupé
Kanada, Japonya; renkli, 120’, 2012
Japonca, Türkçe altyazıyla


Film batmakta olan bir Japon cam fabrikasındaki güç dengelerini inceliyor. Birbirine paralel ilerleyen iki hikaye – çalınmış bir resim ve şüpheli bir çalışanın soruşturması – toplumsal cinsiyet ve arzu üzerine bir anlatımda bir araya geliyor. Doupé’nin bilgisayar animasyonu filmindeki karakterler üç farklı perdede hızlı bir biçimde evrilirken, kanıksanmış maaşlı Japon çalışan insan modeli de altüst ediliyor. Filmde, çalışan ve işveren arasındaki hiyerarşiye dayalı ilişki yerle bir olurken, dil, sanat ve dışavurum inceleniyor. Doupé’nin karakterleri, yalnızca duygusal krizlerde ve insan dünyasının yerle bir olduğu durumlarda ortaya çıkan bir şeyi bulmaya çalışıyorlar.

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

İçinden Yürü

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Anıtlar

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Bir Araya Gelerek Beyazı Oluşturan Renkler Önemlidir

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Toplumsal Görüşler

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Fakir Çorapçı, Sanayi Devrimine Karşı Çıkan Çiftçi ve Joanna Southcott'un Kandırılmış Takipçileri

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Son Cristeros

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Özgür Dünyada İki Rus

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Elfranko Wessels'in Hikayesi

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Pembe Bulutların Üzerinde

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Bir Avuç Toprak

Güç Bende Artık!<br/>  Tuhaf Filmler

Gece Vakti Oyun Tekrarı

Bölgenin Hafızası

Bölgenin Hafızası

Hafıza nesneleri ilişkilendikleri coğrafyanın da hafızasını taşır. Temel maddesi toprak olan seramikler üretildikleri coğrafyaya doğrudan bağlanır: Toprakla birebir ilişki kuran seramik, üretildiği toprağın hafızasını da barındırır. Kütahya’nın kaolini bol, dolayısıyla da seramik üretimine elverişli toprağı burada çeşitli tekniklerin gelişmesine ve seramik atölyelerinin kurulmasına sebep olmuştur.

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.