Yönetmen: Claude Chabrol
Oyuncular: Isabelle Huppert, François Cluzet, Marie Trintignant
Fransa , 103’, 1988, renkli
Fransızca, Türkçe altyazıyla


Marie Latour (Isabelle Huppert) şarkıcı olmak istemektedir, ancak savaşın mahvettiği Fransa’da geçim sıkıntısı çeken bu kadının kocası savaşa gitmiştir ve doyurmak zorunda olduğu iki çocuğu vardır. Bir komşusu gebe kaldığında gerçekleştirdiği kürtaj karşılığında kendisine bir Victrola hediye edilir. Victrola ile para kazanmak arasında küçük bir adım vardır ve Marie rahat yaşamaktan ve çocuklarını iyi bakabilmekten mutlu olduğunu fark eder. Kocası Paul (Francois Cluzet) döner ve onun hayalindeki eş tipi olması için baskı yapar ama Marie işleri kendi bildiği gibi götürmek konusunda ısrar eder ve kocası da kendisini karısı için düşlemiş olduğu konumda bulur. Marie kendi gücünden son derece memnundur (kendi olma ve kendi isteklerinin peşinden gitme gücü yalnızca) ama içine doğduğu dünyada işler feci şekilde çığrından çıkmıştır ve eninde sonunda hesaplaşma kaçınılmaz olacaktır. Claude Chabrol (Madame Bovary’nin de yönetmeni) çok zor bir konudan, Fransa’da giyotine gönderilerek idam edilen son kadının gerçek hikayesinden çetin ve etkileyici bir film ortaya çıkartmış.

Isabelle Huppert / SıraDişi

Kaçan Kurtulur – Hayat

Isabelle Huppert / SıraDişi

Sil Baştan

Isabelle Huppert / SıraDişi

Seremoni

Isabelle Huppert / SıraDişi

Isabelle Huppert:
Yaşam Boyu Oynamak

Isabelle Huppert / SıraDişi

Loulou

Isabelle Huppert / SıraDişi

Bir Kadın Meselesi

Isabelle Huppert / SıraDişi

Beyaz İnsan

Giacometti ve İnsan Figürü

Giacometti ve İnsan Figürü

Alberto Giacometti sergisinin ikinci bölümü, büyük yapıtlarla birlikte çoğunluğu 1950-1960 yılları arasında gerçekleştirilmiş, sanatçının dünya algısını geliştirdiği ve gerçeği olduğu gibi değil de gördüğü gibi yansıttığı olgunluk dönemi yapıtlarını ele alıyordu. 

Yılan Başı

Yılan Başı

Yunan tanrısı Apollo ve oğlu Asklepios tıp ve şifa âleminin yöneticisiydi. Apollo aynı zamanda ışık ve güneşin tanrısıydı, onun güneşi simgelemesi ve tıpla ilişkisi daha sonra Hekim İsa ve dirilişle bağlantılanacaktı. 

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.