Yönetmen: Doğa Kılcıoğlu
2010, 52', renkli, Türkçe

Hemen her gün Türkiye televizyonlarında ‘evlendirme programları’ yayınlanıyor. Yaşamını kendisi gibi eş arayan biriyle birleştirmek için binlerce kadın ve erkek, televizyon kanallarının önünde uzun kuyruklar oluşturuyor. Esra Erol’la İzdivaç bu programlardan biriydi. Şovun sunucusu Esra Erol sahnede çok rahat görünüyor, oysa sahne arkasında programın iyi geçmesi için dua ediyor. Programın yönetmeni, canlı yayında tempo yavaşladığında Esra Erol’un kulağına tüyolar fısıldıyor. Onun da asıl rüyası belgesel yapmak aslında. İşaret verildiğinde izleyiciler ayağa kalkıp alkış tutuyorlar. Stüdyodaki izleyicilerin arasında sık sık gördüğümüz Sakine Hanım, programdan programa gezerek geçimini sağlıyor. Bir boksör boks eldivenleriyle geliyor programa, 75 yaşında bir amca kaldığı huzur evinde hayatının sonbaharını birlikte geçirebileceği kadını arıyor. Lafı dolandırmayan ve yalnızca gerçeği gösteren bu film, Esra Erol’un bir fenomene dönüşmüş programının kamera önü ve arkasından çok etkileyici kesitler sunuyor.

İçeri Adım, Dışarı Adım

Onun Filmi

İçeri Adım, Dışarı Adım

Gizli

İçeri Adım, Dışarı Adım

Kamerayla İzdivaç

Kamerayla İzdivaç

Martín Zapater’in Portresi (1797)

Martín Zapater’in Portresi (1797)

Martín Zapater y Clavería 12 Kasım 1747’de Zaragoza’da doğdu. Mütevazı bir tüccar ailesine mensuptu; hali vakti yerinde akrabası Juana Faguás ve kızı Joaquina de Alduy tarafından evlat edinildi. 1752-1757 yılları arasında Zaragoza Escuelas Pías okulunda Goya’yla birlikte okudu; bu dönemde başlayan dostlukları Zapater’in 1803’teki ölümüne kadar devam etti.

Kartpostal Çıplakları

Kartpostal Çıplakları

Çıplaklığın seyirlik halleri, Osmanlı’nın dünyasına resimlerden önce kartpostallarda ulaşır. 1890’lardan itibaren ve özellikle 1910’larda, II. Meşrutiyet’in ilanından sonraki yıllara rastlayan dönemde elden ele, kentten kente dolaştığı anlaşılmaktadır.

Gece Yarısı Korku Hikâyeleri: Son Sefer <br> Galip Dursun

Gece Yarısı Korku Hikâyeleri: Son Sefer
Galip Dursun

Biraz önce, yolcu salonunda vapurun hareketini beklerken aklıma bir oyun geldi. Küçükken evde, buradan epey uzakta ve geçmişte kalmış ülkemde oynadığımız, nasıl oynadığımızı bile hatırlayamadığım bir oyun. Vapura binmek için bekleyen kalabalığın arasında kendimi olduğumdan bin kat daha yalnız hissettiren cinsten.