Natura Urbana | Berlin'in Boş Arazileri

Yönetmen: Matthew Gandy
Birleşik Krallık, Almanya, 2017, 72', renkli
Almanca, İngilizce; Türkçe altyazılı

Natura Urbana, savaş sonrası Berlin tarihini bitkileri üzerinden anlatıyor. Film bizi Trümmerlandschaften’in (enkaz peyzajları) eşsiz ekolojilerinden, kentin sınırlarındaki Friedrichshagen su sisteminin terk edilmiş çatılarına götürüyor. Bu yolculuk karşımıza, tüm dünyadan gelmiş ve demiryolu raylarının arasında, sokak köşelerinde ve Berlin Brachen’inde (başıboş bırakılmış alanlar) kendiliğinden yetişen bitkileri çıkarıyor. 

Natura Urbana’da, Berlin’in değişen bitki örtüsü, savaş zamanı yıkımı, jeopolitik bölünme ve kentsel dönüşümün son aşamasına paralel bir tarih sunuyor. Film bizi Berlin’in kaldırım taşlarının çatlaklarındaki botanik mikrokozmdan tüm şehri ayrı ekolojik bölgelerine göre haritalandırma çabalarına, eşsiz bir yolculuğa çıkartıyor. 

Natura Urbana | Berlin'in Boş Arazileri

Natura Urbana | Berlin'in Boş Arazileri

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

“Sönüp gitmektense yanıp kül olmak daha iyidir”

1962’de fluxus hareketinin önde gelen üyelerinden Philip Corner, Piano Activities (Piyano Etkinlikleri) başlıklı bir performans sırasında yaptıklarıyla ciddi müzik çevrelerinde büyük olay yaratmıştı.

Bölgenin Hafızası

Bölgenin Hafızası

Hafıza nesneleri ilişkilendikleri coğrafyanın da hafızasını taşır. Temel maddesi toprak olan seramikler üretildikleri coğrafyaya doğrudan bağlanır: Toprakla birebir ilişki kuran seramik, üretildiği toprağın hafızasını da barındırır. Kütahya’nın kaolini bol, dolayısıyla da seramik üretimine elverişli toprağı burada çeşitli tekniklerin gelişmesine ve seramik atölyelerinin kurulmasına sebep olmuştur.

Turquerie

Turquerie

14. yüzyılda Balkanlar’a giren, 15. yüzyılda Konstantinopolis’i fetheden, 16. yüzyılda Viyana kapılarına dayanan Osmanlı İmparatorluğu, uzun süre Avrupa’nın korkulu rüyası olmuştur. Ancak 17. yüzyıl sonlarına gelindiğinde imparatorluğun genişlemesi durmuştu.