Yönetmen: Pierre-Yves Vandeweerd
Fransa, Belçika, siyah-beyaz, 2007, 102’
Fransızca, Fulaca; Türkçe altyazıyla

Suyla Kaplı Çemberler, siyahlar için eşitlik savaşı veren,  1986 yılında Moritanya’da alıkonulan ve çölün ortasındaki bir kalede yıllarca hapis tutulan bir grup siyasi tutukluya verilen isim. Grup, yıllarca bu kalede acımasız koşullarda, aşağılanmış ve işkence görmüş. Suyla Kaplı Çemberler, estetik ve siyasi açıdan eşit derecede aksettirici olmasına rağmen seyirciyi başka birinin yerine koyarak acı yaşatmayı hedeflemeyen siyasi bir belgesel. Tutukluların anı ve ifadelerinden alıntılar da yapılan, sakin ve onurlu bir biçimde okunan bu metin; 2006 yılından, sanki hiçbir şey yaşanmamışçasına,  geçmişten herhangi bir kalıntı barındırmayan, “suç mahalinde” kaydedilen, siyah beyaz bir hayli çarpıcı görsellerle bir araya getiriliyor. Belgesel, Moritanya’nın tarihi ve sosyopolitik geçmişinin bir analizini yapmaktan öte, siyasi zorbalığın, gücün yanlış kullanımının, haksızlık ve işkencenin farklı boyutlarını inceliyor, unutmaya karşı bir hareket olduğu kadar, Guantánamo’ya kadar uzanabilen bir ibret öyküsü haline de geliyor.

Yeni Yılda Deneysel Masallar

Odesa...Odesa!

Yeni Yılda Deneysel Masallar

Işığa Nostalji

Yeni Yılda Deneysel Masallar

Berger Saati

Yeni Yılda Deneysel Masallar

Gezgin Ruhlar Ülkesi

Yeni Yılda Deneysel Masallar

Suyla Kaplı Çemberler

Kâhin Serenatları I Güzel İnsanlar, Sarp Dakni

Kâhin Serenatları I Güzel İnsanlar, Sarp Dakni

Yarına Notlar sergisinde yer alan, dansçı ve koreograf Amrita Hepi’nin Kâhin Serenatları projesi kapsamında, müzik profesyonelleri ile dinleyenleri harekete geçmeye teşvik eden çalma listeleri hazırladık. Serinin ikinci çalma listesi Sarp Dakni’nin hazırladığı "Güzel İnsanlar". 

#MisafirYazılar Veri Girişi: Sevgi ve Korku Üzerine

#MisafirYazılar Veri Girişi: Sevgi ve Korku Üzerine

Bilgisayarları beni kızdıran, güldüren dostlarım gibi görüyorum. Bu yüzden Behar’ın koca bir salonda dans ederek temizlik yapan robotlarını görünce, hem ıssız bir odada yalnız kaldıklarını görüp üzüldüm, hem de neşeyle dans etmelerinden keyiflerinin yerine olduğunu hissedip sevindim.

Yüz Yüze

Yüz Yüze

Bir koleksiyonun en az dört kuşak boyunca aktarılması gerektiğine inanan ve bunu bir bayrak yarışına benzeten Nahit Kabakcı’nın 1980’lerden itibaren oluşturmaya başladığı Huma Kabakcı Koleksiyonu Türkiye’de, bilinçli ve sürekliliği olan az sayıdaki koleksiyondan biri.