Telekız

  • 14 Mart 2014 / 19.00
  • 29 Mart 2014 / 16.00

Yönetmen: Mikael Marcimain
Oyuncular
: Sofia Karemyr, Simon J Berger, Pernilla August, Sven Nordin, David Dencik
İsveç
140’, 2012, renkli
İsveçce, Türkçe altyazıyla

1970’lerin sonunda Stockholm. Model bir ütopya toplumu. Siyasal tarafsızlık ve atom reaktörü, kadın özgürlüğü ve cinsel devrimle el ele gidiyor. Ama bu cilalı yüzeyin altında, tatmin edilmeyi bekleyen başka arzular var. Hükümet binalarından ve çocuk hapishanelerinden bir taş atımı uzaklıkta, seks kulüplerinin, striptiz gösterilerinin, diskoteklerin ve yasaklanmış olsa da para karşılığı buluşmaların gerçekleştirildiği dairelerin parıltılı ama karanlık dünyası var. Telekız, genç Iris’in toplumun en alt katmanından alınarak gücün her şeyi elde edebildiğin acımasız bir dünyaya sokulmasının hikayesini anlatıyor.

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Avalon

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Mavi Göğün Ardında

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Abiler Delirdi!*

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Telekız

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Palme

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Buz Ejderhası

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Son Cümle

Svenska!<br/>Çağdaş İsveç Sineması

Klavyeden Uzakta: Pirate Bay

Telekız

İstanbul: Öncesi & Sonrası

İstanbul: Öncesi & Sonrası

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndan seçtiğimiz, 1850’lerden 1980’lere tarihlenen İstanbul fotoğraflarındaki manzara ve mekanları, bu yerlerin günümüzdeki görünümleriyle birlikte sunuyoruz!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.