‘Özgür’ Sinemadan Kaçış

  • 17 Aralık 2017 / 16.00
  • 23 Aralık 2017 / 18.00

Yönetmen: Wojciech Marczewski
Oyuncular: Janusz Gajos, Zbigniew Zamachowski, Teresa Marczewska, Piotr Fronczewski
Polonya,1990, 92', renkli 
Lehçe; Türkçe altyazılı 
 
 “Özgürlük” sinemasında Gün Ağarırken adlı filmin gösterimi sırasında perdedeki oyuncular greve gidiyor, rollerini bırakıyor ve özgürlük istiyorlar, seyircilerden taleplerde bulunuyorlar. Sansür memuru durumu kontrol altına alamayınca üst düzey parti yetkilileri çağırılıyor. Bu film, yapıldığı on yıldaki en özgün Polonya filmlerinden biri; hem baskıcı bir dönemin sonu hakkında şiirsel bir hiciv, hem de insanlığa dair evrensel bir masal.

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Papatyalar

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

‘Özgür’ Sinemadan Kaçış

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Bahçe

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Zevk Komplocuları

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Hayattan Sonra

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Serbest Düşüş

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Keçi

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Beş Ekim

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Ben, Olga Hepnarová

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Birliktelik

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Küçük Liman

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Beden ve Ruh

Beden ve Ruh <br> Orta Avrupa Filmleri

Işın

Rineke Dijkstra Bana Bak!

Rineke Dijkstra Bana Bak!

“Portre insanlık durumunun dışından ve de içinden bahseder, bir kişinin fiziği kadar psikolojisini de yansıtır –ya da yansıtmalıdır.”

Charlotte Wells’ten Bir Not

Charlotte Wells’ten Bir Not

Hafıza güvenilmesi güç bir şeydir: ayrıntılar belirsizleşir ve öngörülemez bir hâl alır. Hatırlamak için gayret ettikçe daha az şey görürsünüz. Kendisini durmadan çürüten bir hafızanın anısı... Son zamanlarda kendimi, duyguların daha dirençli olduğu noktasında ikna etmeye çalışırken buluyorum; ne var ki bu, epey zor bir iş.

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”