Yönetmen: John Akomfrah
İngiltere,
 2011, 92', HDD, renkli
İngilizce; Türkçe altyazılı / English with Turkish subtitles

Alegorik bir masal formundaki Dokuz İlham Perisi, savaş sonrası İngilteresi’ni yeniden inşa etmek için Afrika, Karayipler ve Güney Asya’dan başlayan toplu göçün tarihini stilize ve özgün bir şekilde anlatıyor.

Homerus’un epik şiiri Odysseia’yı, çarpıcı kış manzaraları ve muazzam bir arşiv ile bir araya getiren Dokuz İlham Perisi, göçmenlerin yaşadıkları deneyimi, yolculuklarını ve yuva fikrini felsefi açıdan irdeleyen, iç içe geçmiş dokuz müzikal bölümden oluşuyor. Dante Alighieri, Samuel Beckett, Emily Dickinson, James Joyce, John Milton, Friedrich Nietzsche, William Shakespeare, Sofokles ve Dylan Thomas gibi yazarların işlerinden ilhamla kurgulanan ve yazılan Dokuz İlham Perisi, yerinden olma, kimlik ve bellek kavramlarını ele alan düşündürücü ve duygusal bir yolculuk.

John Akomfrah: Hafıza Odaları

Handsworth Şarkıları

John Akomfrah: Hafıza Odaları

Kanıt

John Akomfrah: Hafıza Odaları

Kimin Kalbe İhtiyacı Var

John Akomfrah: Hafıza Odaları

Çocuk Gibi Konuş

John Akomfrah: Hafıza Odaları

Dokuz İlham Perisi

Charlotte Wells’ten Bir Not

Charlotte Wells’ten Bir Not

Hafıza güvenilmesi güç bir şeydir: ayrıntılar belirsizleşir ve öngörülemez bir hâl alır. Hatırlamak için gayret ettikçe daha az şey görürsünüz. Kendisini durmadan çürüten bir hafızanın anısı... Son zamanlarda kendimi, duyguların daha dirençli olduğu noktasında ikna etmeye çalışırken buluyorum; ne var ki bu, epey zor bir iş.

Bölgenin Hafızası

Bölgenin Hafızası

Hafıza nesneleri ilişkilendikleri coğrafyanın da hafızasını taşır. Temel maddesi toprak olan seramikler üretildikleri coğrafyaya doğrudan bağlanır: Toprakla birebir ilişki kuran seramik, üretildiği toprağın hafızasını da barındırır. Kütahya’nın kaolini bol, dolayısıyla da seramik üretimine elverişli toprağı burada çeşitli tekniklerin gelişmesine ve seramik atölyelerinin kurulmasına sebep olmuştur.

Turquerie

Turquerie

14. yüzyılda Balkanlar’a giren, 15. yüzyılda Konstantinopolis’i fetheden, 16. yüzyılda Viyana kapılarına dayanan Osmanlı İmparatorluğu, uzun süre Avrupa’nın korkulu rüyası olmuştur. Ancak 17. yüzyıl sonlarına gelindiğinde imparatorluğun genişlemesi durmuştu.