Etel Adnan: Sürgündeki Kelimeler

Yönetmen: Vouvoula Skoura
Yunanistan, 2008, 52', siyah-beyaz, renkli
Yunanca; Türkçe altyazılı

Film, bir dizi görüntü fragmanı, birçok dil, halk ve onların kimliklerini kullanarak şair ve ressam Etel Adnan’ın benzersiz bir portresini çiziyor. Filmde Adnan’ın tarih profesörü Fawwaz Traboulsi ile olan yazışmaları ve Vouvoula Skoura ile Paris ve Yunan adası Skopelos’ta gerçekleşen konuşmaları temel alınıyor. Etel Adnan 20. yüzyılda Avrupa ve Orta Doğu’daki zorlukları yaşamış ve onlara şahit olmuş bir sanatçı. Kökleri bu iki dünyaya da ait olan Adnan, onların aralarındaki farklılıkları anlamaya ve insan sevgisiyle dolu bakış açısını kullanarak sentezlemeye çalışıyor. Aynı zamanda, Yunan asıllı annesine dair hatırladığı kısa anıları ve babasına dair hatırladıklarını, Arapça yazdığı hikaye ve şiirler ile anlatıyor.

Gerçek Evimiz Hayatımızdır

Etel Adnan: Sürgündeki Kelimeler

Gerçek Evimiz Hayatımızdır

Gavin Bryars ile Etel Adnan: Bir Ölüm için Beş Duyu

Gerçek Evimiz Hayatımızdır

Bir Nokta ve Diğeri Arasında Sonsuz Bir Mesafe Görüyorum

Gerçek Evimiz Hayatımızdır

Etel Adnan’la Söyleşi

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü sergisi kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Marmara ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nazlı Pektaş’ın, serginin küratörü Ahu Antmen ile yaptığı ve kısa hali Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajın tamamını paylaşıyoruz.

Aşk ve Müzikte Ölümüne Sadakat

Aşk ve Müzikte Ölümüne Sadakat

Bu Bir Aşk Şarkısı Değil sergisi proje yöneticileri Fatma Çolakoğlu ve Ulya Soley, Nick Hornby’nin edebiyat ve müziğin yollarını kesiştiren etkileyici hikâyesi Ölümüne Sadakat’i anlatıyor! 

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.