İstanbul'un sokaklarında her gün yüz binlerce kedi özgürce dolaşıyor. Binlerce senedir insanların hayatlarına girip çıkan kediler, bu şehrin zengin yapısının en önemli parçalarından biri. Sahip tanımayan bu kediler İstanbul'da vahşi ve evcil hayat arasında bir çizgide yaşayarak, benimsedikleri insanların hayatına neşe getiriyor. Kediler sadece İstanbul’da değil, ülkemizin her köşesinde hepimize birer ayna olarak hayatlarımızı akla gelmeyecek şekillerde zenginleştiriyor. Eleştirmenler ve seyirciler hemfikir, siz İstanbul'un kedilerine aşık olurken, bir aile filmi olan KEDİ de kalbinizde ve evinizde bir yer edinecek.
Kedilerin Eski Mısır’da ilk kez evcilleştirilmelerinin üzerinden binlerce yıl geçmiş olsa da çekicilikleri giderek artıyor. Dünyanın dört bir yanında çeşitli şehir efsaneleri yüzyıllardır alıp başını gitmekte: Avrupa’nın birkaç farklı bölgesinde, hamile bir kadının bir kediyi tutması ya da onu kucağında oturtması sakıncalı görülüyordu.
Deniz hamamından plaja geçiş ise bir devrim niteliğindeydi. Rus ihtilalinde ülkelerinden kaçan Beyaz Ruslar, İstanbul’da pek çok dönüşüme neden olmuşlardı, bunlardan en önemlisi de halkın denizle buluşmasına vesile olan plaj alışkanlıklarıydı. 1920’lerden itibaren deniz hamamları evrilerek yerlerini yavaş yavaş kadın ve erkeğin beraber denize girebildiği plajlara bıraktı. Bu blog yazımızda İstanbul’un plajlarını ve onların özelliklerini ele alıyoruz.
"Ortak Duygular: British Council Koleksiyonu'ndan Yapıtlar" sergisi kapsamındaki bu yazı dizisinin ilk yazısında Lubaina Himid’in pratiğini ele alıyoruz. Himid’in tarih yazımına müdahaleleri ve müze-koleksiyon eleştirisi üzerinden geliştirdiği stratejiler sanat dünyasının yapısal sorunlarını anlamak için güçlü bir referans noktası sunuyor.
Salı - Cumartesi 10.00 - 19.00
Cuma 10.00 - 22.00
Pazar 12.00 - 18.00
Müze Pazartesi günü kapalıdır.
Çarşamba günleri öğrenciler müzeyi ücretsiz ziyaret edebilir.
Tam: 200 TL
İndirimli: 100 TL
Grup: 150 TL (toplu 10 bilet ve üstü)