Piyano

  • 09 Mart 2025 / 15.00
  • 20 Mart 2025 / 19.00

Yönetmen: Jane Campion 
Oyuncular: Holly Hunter, Harvey Keitel, Sam Neill, Anna Paquin 
Yeni Zelanda, Avustralya, Fransa, 1993, 120', DCP, renkli 
İngilizce; Türkçe altyazılı 

19. yüzyılın ortalarında geçen Piyano, dilsiz bir kadın olan Ada McGrath ve kızı Flora’nın, Yeni Zelanda’nın sert ve vahşi doğasına uzanan yolculuğuyla açılır. Ada, ailesinin dayattığı görücü usulü bir evlilik uğruna, İskoçya’daki yuvasını geride bırakmak zorunda kalır. Yeni kocası Alistair Stewart, soğuk ve otoriter bir adamdır.   

Ancak Ada'nın dünyası, kelimelerin ulaşamadığı derinliklere uzanan bir dille, piyanosuyla konuşur. Onun için vazgeçilmez olan bu enstrüman, Alistair tarafından atılır ve zamanla komşusu George Baines’in eline geçer. Baines, Ada’nın piyanoya olan tutkusunu sezerek ona bir anlaşma teklif eder; her nota, her tuş vuruşu bir pazarlık, bir yakınlaşma, bir özgürlük arayışına dönüşür. 

Jane Campion, atmosferi, manzaraları ve müzikleriyle dokunaklı bir uyanış hikâyesi sunan bu epik filmle, Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazanarak bu ödüle layık görülen ilk kadın yönetmen olarak tarihe geçti. Beş dalda Oscar'a aday gösterilen film Holly Hunter'a En İyi Kadın Oyuncu Oscar'ını kazandırırken, Anna Paquin de henüz 11 yaşındayken En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazanarak tüm zamanların en genç Oscar sahiplerinden biri oldu. 

Başka Bir Yerde

Aydınlık Hayallerimiz

Başka Bir Yerde

Evden Haberler

Başka Bir Yerde

Wendy ve Lucy

Başka Bir Yerde

Başsız Kadın

Başka Bir Yerde

Piyano

Başka Bir Yerde

Yersiz Yurtsuz

İstanbul: Öncesi & Sonrası

İstanbul: Öncesi & Sonrası

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Fotoğraf Koleksiyonu’ndan seçtiğimiz, 1850’lerden 1980’lere tarihlenen İstanbul fotoğraflarındaki manzara ve mekanları, bu yerlerin günümüzdeki görünümleriyle birlikte sunuyoruz!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı’da Kahve İkramı

Osmanlı saray ve konak haremlerinde kahve ikramı törenle yapılırdı. Önce gümüş tatlı takımı ile tatlı (reçel) sunulur, ardından kahve ikramı başlardı. Kahve güğümü, tombak, gümüş veya pirinçten yapılmış, ortasında kor ateş bulunan ve kenarlarına takılı üç zincirden tutularak taşınan sitile oturtulurdu. Sitil örtüsü ise, yuvarlak, atlas veya kadifeden, sırma, sim, pul, hatta inci ve elmas işlemeli olurdu.