Yersiz Yurtsuz

  • 14 Mart 2025 / 19.00
  • 26 Mart 2025 / 19.00

Yönetmen: Agnès Varda 
Oyuncular: Sandrine Bonnaire, Macha Méril, Stéphane Freiss, Yolande Moreau 
Fransa, 1985, 102’, DCP, renkli 
Fransızca; Türkçe altyazılı 

Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan da dahil olmak üzere üç ödüle layık görülen bu Agnès Varda klasiği, donmuş bir şarap bağında bulunan Mona Bergeron’un cansız bedeniyle açılır. Ardından, geriye doğru akan bir anlatıyla, Mona’nın hayatının son günlerine tanıklık ederiz; toplumun kıyısında, köksüz ve başına buyruk bir varoluş mücadelesi veren bir kadının hikâyesine…  

Mona, geçmişini, ailesini ve dayatılan yaşam biçimlerini ardında bırakmış, özgürlüğü her şeyin üstünde tutan bir ruh olarak yollara düşer. Ancak onun özgürlük anlayışı, aynı zamanda sürekli bir hayatta kalma savaşını da beraberinde getirir. Fransa’nın kırsal topraklarında süzülen bu yalnız yolcu, yol boyunca farklı hayatlara dokunur: bir felsefe profesörü, çiftçiler, göçmen işçiler, burjuvalar, hippiler…  

Her bir karşılaşma, ona başka bir pencere açar ama hiçbir yer tam anlamıyla yuvası olamaz. İnsanlarla kurduğu bağlar geçicidir; kimi zaman şefkatle, kimi zaman küçümsemeyle, kimi zaman ise acımasızlıkla karşılanır. Varda’nın belgesel estetiği ve lirik anlatımıyla ördüğü Yersiz Yurtsuz hem özgürlüğün hem de köksüzlüğün keskin yalnızlığını yüreğe işleyen bir yolculuk olarak sunuyor. 

Başka Bir Yerde

Aydınlık Hayallerimiz

Başka Bir Yerde

Evden Haberler

Başka Bir Yerde

Wendy ve Lucy

Başka Bir Yerde

Başsız Kadın

Başka Bir Yerde

Piyano

Başka Bir Yerde

Yersiz Yurtsuz

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Çıplak Kadından Çıplak Tene

Üryan, Çıplak, Nü: Türk Resminde Bir Modernleşme Öyküsü sergisi kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi yazarı, Marmara ve Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nazlı Pektaş’ın, serginin küratörü Ahu Antmen ile yaptığı ve kısa hali Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan röportajın tamamını paylaşıyoruz.

Sergey Parajanov Anlatıyor

Sergey Parajanov Anlatıyor

“Olabilecek en kötü hapishane koşullarıyla karşılaştığımda, bir seçim yapmak zorunda olduğumu anladım: ya dibe vuracaktım ya da bir sanatçı olacaktım.”

ÇOK İŞ VAR YAPACAK <br>…lâkin zaman!

ÇOK İŞ VAR YAPACAK
…lâkin zaman!

Yitirilmiş bir dostun ardından ona, onun geride bıraktıklarına dönüp bakmak bugün bize ulaşanların izlerini sürerek ona dair, “eseri”ne dair bir şeyler yapmaya kalkışmak ne zor işmiş! Samih Rifat’ın, birbirimize seslendiğimizde kullandığımız unvanıyla “Samih Usta”nın fotoğrafları, filmleri, desenleri, çevirileri, şiirleri, kitapları ve defterleri etrafında, birlikte farklı kurumlarda mesai yaptığı arkadaşlarının çalıştığı Pera Müzesi’nde açılacak bir sergi ve başka bazı etkinlikler yapma  hazırlama sorumluluğunu üstlendiğimde doğrusu bu zorluğu sezmiş ama köklerinin ne denli derine inebileceğini tam olarak kavramamıştım. Birden fazla nedenle.